18 Ağustos 2013 Pazar

11 yıldır nerelerdeydiniz? / Feyzi Hepşenkal / Milliyet Ege / 18 Ağustos 2013

11 yıldır nerelerdeydiniz?

Başbakan “Bu kadar vicdansızlık olmaz. Yapılaşma denize kadar girmiş. Kıyı kenar çizgisi filan hak getire. Neredeyse denize düşecekler. Bu kadar da olmaz” derken, yanlış mı konuşuyor?
Asla.
Hatta…
Az bile söylemiş.
Kıyılar talan edilmiş ve edilmeye devam ediyor.
Şehirler çarpık yapılaşmış ve yapılaşmaya devam ediyor.
Mutlaka ve hemen buna “dur” denmeli.
Hadi.
“Dur” de.
Sahil boylarına örülmüş duvarları yık.
Yağmalanan orman alanlarını temizle.
Kaçak ve ruhsatsız tüm yapıları yerle bir et.
Hadi.
Ne duruyorsun?

* * *

Başbakan ne kadar haklıysa, ben daha çok haklıyım.
Çünkü 11 yıldır iktidarda olan “ben” değilim.
Sensin.
Şikayet etmeye hakkı olmayan tek kişi varsa bu ülkede, o kişi de…
Sensin.

* * *

Sırra kadem basılan günlerde, Sayın Başbakan denizden Bodrum kıyılarını teftiş ediyormuş meğerse.
Bir de ne görsün?
“Yapılaşma denize kadar girmiş. Kıyı kenar çizgisi filan hak getire” falan…
Tamam.
Ortaya serilen manzarada, belediyelerin de suçu, günahı var.
İyi de…
Bodrum Güvercinlik’teki Pina Yarımadası’na dikilen otelin vebali kimin?
Yıllardır yazmayan kalmadı.
Defalarca Nazlı Ilıcak da yazdı, Cüneyt Özdemir de yazdı, ben de yazdım, başkaları da yazdı. O çirkinlik abidesi yıkılacağına, her geçen gün boy attı!
Oraya izin veren kim?
Yapılmasına göz yuman kim?
Hangi Vali? Hangi bakan? Hangi Hükümet?
Herhalde…
Yunanistan Hükümeti değil.

* * *

Ha. Mesele Bodrum’sa, Marmaris’se, Kuşadası’ysa, Çeşme’yse, Foça’ysa; durumunuz malum.
İzmir’de, Aydın’da, Muğla’da Büyükşehir belediye başkanlığını kazanamayacak partiniz.
Yaptığınız çıkışın nedeni de bu zaten.
Halkın oyuyla sahip olamayacağınız yerleri, kanun kuvvetiyle ele geçirmek derdiniz!
Kusura bakmayın.
Olmaz.


16 Ağustos 2013 Cuma

Palavranın dik âlâsı! / Feyzi Hepşenkal / Milliyet Ege / 16 Ağustos 2013


Palavranın dik âlâsı!

Buna benzer hikayeleri daha çok duyacaksınız.
"Buna benzer" nasıl bir şey mi?
Aynen “şuna benzer” bir şey:
"İzmir’le ilgili ilginç bir bilgi daha öğrendim. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, bir süre önce ilginç bir görüşme yaparak AK Parti’den seçime girmek istediğini partiye iletmiş. Görüşme İzmir Ticaret Odası’nda gerçekleşmiş. Yönetim Kurulu üyelerinden Nak Kargo’nun sahibi Koç Ali Al, görüşmeyi gerçekleştiren isim. Talep Kocaoğlu’ndan geldiği için henüz bir cevap verilmemiş."
Olacak şey var.
Olmayacak şey var.
Bu yazılan “iki cihan bir araya gelse” olmayacak türden!
Derler ya:
Salla salla vur duvara.
Mehmet Baransu da öyle yapmış.
Sonuçta, tam kafadan duvara toslamış!

* * *

Kim bilir... Belki hep aynı şeyi yapıyor da, onun "uzmanlık alanı" bizim "uzmanlık alanımız" olmadığı için, ne yaptığının farkında değiliz!
Fakat madem bizim sulara girdi...
Hop.
Orada "dur" bakalım.
Tamam.
İnsan kendi başına bu kadar saçmalayamaz.
Belli ki, birileri üfürmüş kulağına, yazdığı hikayeyi.
İyi de kardeşim.
Orada isim veriyorsun.
Hadi Aziz Kocaoğlu'na aramaya yüzün tutmadı.
Koç Ali Al'ı ara.
Bir sor.
"Nedir bu iş?" de.
Yok.
"Ben duyduğumu yazarım" diyorsan...
Yaz bakalım.
"Haydan" gelen şöhretin "huya" gidiversin!

* * *

Sözün başında yazdım.
Akla ziyan yığınla laf çıkacak bundan sonra.
Kimi “kendi yazdıracak” yağlı ballı muhabbetleri.
Kimi de tamamen bihaber olacak, hakkında yapılacak haberlerden!
Kabul ederseniz, benden size bir tavsiye.
Kaynağı açıkça belirtilmeyen, hiçbir haber, yazı ve yoruma inanmayın.
Bilin ki:
Çoğu yalan.
Çoğu uydurma.
Çoğu palavara.
Benzetmek gibi olmasın ama…
Transfer sezonundaki “yüzde 90’u doğru olmayan” haber furyası gibidir bizde seçim önceleri!


Cadı avı

Nevval Sevindi ne güzel yazmış Facebook’ta.
Sizlerle de burada paylaşmak istedim:
“Bir cadı avında yakıldım,
Odunlar yığın yığın
Alevden diller uzun uzun
Cahil bir rüzgâr esiyordu
Öfkenin ayak sesleri,
Öldür de öldürelim/
Arş-ı âlâda yankılanır
İşte odunlar balık oldu,
Yalanlar okyanus
Kırmızı balıklar kulaklarıma doldu
Gözlerim mavi burgaçlarda
Ellerimi diktim gül diye
Bir sinsi sıçan duvarın üstünde
Rahmet yolları bastı sıçan kaçtı,
Duvar çökünce sıçan boğuldu
Balıklar yedi bitirdi.
Cadı avından geriye kalan saf bir yürekti.”


Tek karelik viyadük




15 Ağustos 2013 Perşembe

Yemezler, yedirmezler! / Feyzi Hepşenkal / Milliyet Ege / 15 Ağustos 2013

Yemezler, yedirmezler!

Memlekete bak. Kızgın tavadaki yağ gibi. İçine düşmeye gerek yok. Sıçrayan damlacıklar bile yakıyor değdiği yeri.
Adam bir twet atmış:
“Mesele sadece Gezi Parkı değil arkadaş. Sen hala anlamadın mı? Hadi gel...”
Ne var bunda?
“Mesele sadece Gezi Parkı” diyen mi oldu?
Gezi Parkı, bütün büyük olayların başlangıcında olduğu gibi, bir vesileydi, bir sebepti yalnızca.
Geride ne kadar da çok şeyin olduğunu bilmeyen mi vardı?
Ne var ki, bir “elebaşı” gerekliydi arkadaşlara.
Ergenekon’dan dilleri yanık zira.
Milleti perişan ettiler “Ergenekon Terör Örgütü” diye. Fakat o nasıl örgütse, lideri yok!
Onun için bu kez eşeği sağlam kazığa bağlamaktı niyetleri.
Memet Ali Alabora’dan sağlam adam mı bulacaklar?
Alıp, koydular hedefe.
Ardından kampanya ha bire.
Neymiş, en son; Alabora Silivri’ye.
Hadi canım sende!


Hırs.. ız! / Feyzi Hepşenkal / Milliyet Ege / 15 Ağustos 2013

Hırs.. ız!

Ayın 15’i bugün. Neredeyse bir hafta olacak, “adamın biri” gece vakti Aziz Kocaoğlu’nun evine girmeye çalıştığında.
Nöbetçi polisler tarafından fark edildi, giremedi falan da…
Adam “karanlığa” karıştı, kaçtı.
Kaçış o kaçış.
Dün sorduğumda “Emniyetten bir haber yok. Biz de merakla bekliyoruz” dediler.
Hep beklemedeyiz zaten.
İki aydan fazla oldu, Emniyet “sopalı adamlar” hakkında hâlâ açıklama yapacak!
Neyse, dönersek asıl meseleye…
Olaylar zincire dönüşmeyip, bu kadar kalsa, “hırsızdı, giremedi” de, geç.

* * *

Ardından 11 Ağustos’ta bayram tatilinden evine dönen CHP’nin
Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın bir de bakıyor ki, sokak kapısı kırılmış.
Manzarayı şöyle anlatmıştı o gün:
“İlginç olan içeride laptop, iPad ve saatlerim gibi alınabilecek, para edecek bazı şeyler olmasına rağmen eşimin birkaç yüzüğünü almakla yetinmişler. Çalışma odama girmişler, dosyalar karıştırılmış.”
Derken Kamer Genç’ten geldi benzer bir haber.
Yine “hırsızlık” gibi görünen bir olay.
Yine karıştırılan dosyalar.
Fakat bu sefer “madden” de can yakılmış.
Genç Ailesi’nin değerli nesi var, nesi yok alınmış.

* * *

Denebilir ki:
Tesadüf.
Olabilir.
Tesadüftür belki.
Ve yine tesadüf…
CHP’lilerin evine girenler ve girmeye teşebbüs edenler “şu an itibarıyla” firarda!
Eh.
O zaman da, akla bin türlü ihtimal geliyor.
Hele bir seçim sürecini yaşarken…
Hele geçen genel seçim öncesinde kaset bombardımanına tutulan MHP’nin darmadağın edilmesi yaşanmışken…
Acaba iktidar hırsı yüzünden “yeni bir saldırı hazırlığı mı yapılıyor?” sorusu, kafaları meşgul edecektir mecburen!

* * *

Çare bellidir ve tektir.
Aziz Kocaoğlu’nun evinde girmek isteyen, Gökhan Günaydın ile Kamer Genç’in evine girenler yakalanıp, adalete teslim edilmelidir.
Diğer yandan belli görevler üstlenmiş olanlar, her zamankinden çok dikkatli olmak zorundalar.
Teknolojinin tüm olanaklarını kullanıp, bütün güvenlik önlemlerini almalılar.
Zira “devir” sakat!






14 Ağustos 2013 Çarşamba

İlle de kadın aday / Feyzi Hepşenkal / Milliyet Ege / 14 Ağustos 2013

İlle de kadın aday

Bütün partilerin üyeleri “gerçek” olsaydı ve partiler bütün üyelerinin katılımıyla “gerçek” birer önseçim yapsalardı, çıkan sonuçlar karşısında, bütün boyunlar kıldan ince olurdu.
Adayların ne yaşı, ne mesleği, ne cinsiyeti, ne boyu, ne kilosu; fazla tartışılmazdı.
Oysa şimdi parti yönetimlerinin vereceği her karar, tartışmaya açık olacak.
İş zor.
Fakat aynı zamanda bir fırsat veriyor bu durum, kullanmasını bilene.
Örnekse…
İzmir’in 30’u ilçe, biri Büyükşehir 31 belediye başkanı var.
Nedir bugünkü durum?
İki önemli unsur öne çıkıyor hemen.
İlki, 31 başkandan 30’u CHP’li, bir AKP’li.
İkincisi, 31 başkanın hepsi erkek.

* * *

İşte fırsat AKP’ye…
İzmir’deki 31 adayınız da kadın olsun.
O zaman değil İzmir’i, Türkiye’yi sallarsınız.
Sakın “her yerde basiretli ve yetenekli kadın adayı nasıl bulalım?” falan demeyin.
Belediye başkanlığı yapacak nitelikte 31 kadın çıkmıyorsa bir partide, hemen dükkânın kepengini indirin!

* * *

Ve CHP… Ya CHP?
Görevdeki 30 belediye başkanından biri bile kadın değil ya, bu ayıp zaten yeter size.
Eğer aynı yanlışı bu yerel seçimde de sürdürürseniz, pes!
Doğal olanı, başkan adaylarının yarısı erkek, yarısı kadın olmalı elbet.
CHP seçimde 15-16 kadın aday gösterir mi peki?
Umarım… Dilerim… İnşallah…
Geçiniz bu lafları.
Mümkün değil.
Ya 10 aday?
Yine mümkün değil.
Ama şu kadarını açıkça söylüyorum:
İzmir’deki 31 belediye başkan adayından “en az” beş tanesi kadın olmazsa, “hak-hukuk” ve “kadın-erkek eşitliği” üzerine söylenecek hiçbir sözün kıymeti harbiyesi kalmaz bundan sonra.

* * *

Bakıyorum da… Aliağa, Çiğli, Bayraklı ve Konak’ta şimdiden “kayda değer” kadın aday adayları var zaten.
Bunların yanına yenileri de eklenmeli mutlaka.
CHP’nin seçim listesi açıklandığında en az beş kadın belediye başkan adayının adı yazmalı orada.
Belediye meclislerinde ise yine en azından, parti içindeki seçimlerde geçerli “kota uygulaması” esas alınmalı.
Partileri bilmem ama şimdiden ilan ediyorum kendi payıma.
Her türlü adaylıkta “eşitler arasındaki birincim” hep kadınlar olacaktır.


13 Ağustos 2013 Salı

İzmir hapishane, özgürlük mahpus! / Feyzi Hepşenkal / Milliyet Ege / 13 Ağustos 2013


İzmir hapishane, özgürlük mahpus!

İktidar ve avanesi adım adım ilerliyor.
Önce eski Cumhuriyet savcısı ve Adalet Akademisi Öğretim Görevlisi Mehmet Yücesoy’u çıkardılar TRT’ye.
Gezi eylemleri ile ilgili olarak “TCK'nın 312. Maddesi uyarınca iddianame hazırlanabileceğini” iddia etti ve “Ben görevde olsaydım, bu davayı açardım” dedi.
Ardından AKP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Gezi Parkı protestolarının “müebbet hapis öngören TCK 312. Madde çerçevesinde değerlendirilmesi” gerektiğini söyledi.
Yani işi, iyice ciddiye bindirdi!
Çizilen çerçeve öylesine esnek ki, bir eşi, dünyada bugüne kadar görülmedi.
İster 3 kişi için dava aç…
İster 3 milyon kişi için.
“Çerçeve açılımı” müthiş!
Ne koyarsan, sığar içine.

* * *

Bu “müebbet muhabbeti” yapıldığında soranlar oluyor:
“3 milyon kişiyi alacak cezaevi nerede var?”
Endişe buyurmayın.
Kolayı var.
İktidara öneriyorum:
“İzmir ili sınırlarını cezaevi ilan edin, 3 milyon kişiyi İzmir’e toplayın, şehre giriş çıkışı yasaklayın, oldu da bitti maşallah.”
Yine de sığdıramazsanız insanları, İzmir’in hemen yanı başındaki Aydın’ı, Manisa’yı, Balıkesir’in kıyılarını da alın cezaevi sınırlarına.
İnanın.
“Gık” demeyiz.

* * *

Şaka yaptığımı sananlar, geride kalan yıllara baksınlar.
Peş peşe eklenen davaları, yasakları, Türkiye’nin “nereden nereye sürüklendiğini” hatırlasınlar.
Bayram çocuklarına harçlık dağıtırken paraları bitiyor arkadaşların ama insanlara ceza yağdırırken dipsiz bir kuyunun başına çöreklenmiş gibiler!
Makul akılların ilk anda “imkansız” diyesi gelse de, eğer halkı tamamen susturmayı kafaya koymuş ve sonucuna katlanmayı da göze almışlarsa; hiç kuşkunuz olmasın, bunu da denerler.

* * *

Madem öyle.
Hadi bakalım.
Kolay gelsin!
Tıpkı o şarkıdaki gibi.
Ve eminim Sezen Aksu bu kez yan çizmeyecek, doğru olanı yapacaktır.
Geleceği görürcesine, yıllar önce yazdığı şarkıyı, dünyaya haykıracaktır:
“Yerimiz mi dar yoksa yenimiz mi dar
Ne var... Ne var...
Uçurmuş herkes o da kim oluyor
Sen kimsin, kim bunlar
En büyük kim?”
İşte o zaman anlayacaktır herkes:
En büyük kim?


Dedim ki…

“Ergenekon davası kararları hepinize ders olsun. Artık 'Gezi'nmekten vazgeçin. Ya da siz bilirsiniz” diyen AKP Konya Milletvekili Rahim Türk… “Hükümetimiz sayesinde Ergenekoncuların başına neler geldi gördünüz” diyen AKP Ağrı Milletvekili Mehmet Kerim Yıldız…
Adaletin, emir ve komutanız altına girdiğini ikrar ve itiraf ettiniz bir kez daha.
Kayıtlara geçsin!

* * *

Eyyy Oscar…
Eyyy Nobel…
Eyyy AB…
AYYY ABD!!!

* * *

İzmir'deyken böyle değildi Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın...
İstanbul onu da bozdu.

* * *

Pek yakında…
Bize her gün bayram!


Tek karelik suç duyurusu



7 Ağustos 2013 Çarşamba

CHP ayakta, Aygün çökmüş! / Feyzi Hepşenkal / Milliyet Ege / 7 Ağustos 2013

CHP ayakta, Aygün çökmüş!

CHP ayakta. Bir yanda Manisa Milletvekili Özgür Özel “Her ne karar çıktıysa bu mahkemeden tutulacak yanı yok. Baştan aşağı hukuksuz” diyor, diğer yanda Genel Başkan Yardımcısı ve Aydın Milletvekili Bülent Tezcan “Bugün bir mahkeme darbesi yaşandı. Ergenekon tertibi adalete vurduğu darbeyle vicdanları kanattı” şeklinde konuşuyor.
Bir numaralı Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Adnan Keskin, çok daha sert:
“Türkiye adalet tarihi için yüzkarası bir tabloyla karşı karşıyayız.”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da öyle:
“Özel yetkili mahkemelerin verdiği kararlar, hukuken, siyaseten ve ahlaken meşru kararlar değildir.”
Sadece Ankara Milletvekili Sinan Aygün’ün açıklaması bir tuhaf:
“Mahkemenin takdiri, saygı duyuyoruz.”

Belki aldığı 13 yıl 6 ay hapis cezasının veya daha da beteri evindeki aramada bulunan 2 milyon 500 bin Euro'ya el konulmasının sersemliği içindeydi ki, ne söylediğinin farkında değildi!